Milletvekili Mahir Ünal, Savcı Kiraz’ın, İstanbul Adliyesindeki odasında teröristler tarafından şehit edilmesini daha iyi anlamak için gezi olaylarını ve sokakta yaşananları iyi analiz etmek gerektiğine işaret etti. CHP Milletvekillerinin, insanları sokağa davet ediyoruz şeklinde açıklama yapmalarına karşı anti siyaset yaptıkları uyarısında bulunduklarını aktaran Ünal, CHP’ye meşru hükümeti gayri meşru gibi gösterip sokaktaki olayları meşru göstermeye çalıştıklarını, bunun da siyasetin doğasına ihanet olduğunu anlattıklarını söyledi. \r\n\r\n \r\n\r\n“GEZİ OLAYLARINDA HALKI İSYANA TEŞVİK ETTİLER”\r\n\r\nSavcı Kiraz’ın şehit edilmesini ve yaşananları anlamak için Gezi olaylarının iyi araştırılması gerektiğine dikkat çeken AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal şunları dile getirdi: “Öncelikle şehit savcımıza Allahtan rahmet diliyorum. Kederli ailesine başsağlığı diliyorum ve acılarını paylaşıyorum. Dün olup bitenleri anlamak için öncelikle siyaset yaptığını iddia edenlerin özellikle son 4 yılda seçilmiş meşru hükümeti nasıl meşruiyet krizine doğru siyaset diliyle taşımaya çalıştıklarını diğer taraftan sokaktaki vandalizmi yakmayı yıkmayı gezi olayları üzerinden, 6-8 Ekim olayları üzerinden sokakta yaşananları da nasıl meşru görmeye başladıklarını iyi analiz etmek gerekir.\r\n\r\nYani Kemal Kılıçdaroğlu’nun meclis kürsüsünden direnme hakkından bahsetmesi CHP’li milletvekillerinin her seferinde sokak sokak diyerek insanlar sokağa çıkacak, insanları sokağa davet ediyoruz demeleri, gezi olaylarında zaten halkı isyana teşvik etmeleri kendilerine bağlı bir televizyon kanalından isyan çağrıları yapmaları ve bizim onlara ısrarla bakın anti siyaset yapıyorsunuz, seçilmiş meşru hükümeti gayrimeşru sayıp sokaklarda olup biteni sokaklardaki vandalizmi meşru göstermeye çalışıyorsunuz. Bu siyasetin doğasına ihanettir dediğimizde bize bu siyaset değil diyorlardı. Şimdi tabi ki seçilmiş meşru hükümet bazı inisiyatiflerde bulunacaktır. Bazı icraatlar da bulunacaktır. Seçilmiş meşru hükümet tabi ki yaptığı icraatların hesabını sandıkta verecektir. Ama maalesef siyaset dili üzerinden geziyle başlayan süreçte özellikle Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk partisinin bazı milletvekilleri öyle bir zemin oluşturdular ki artık bugün 2 tane terörist devletin adliyesine giriyor, devletin savcısının kafasına silah dayıyor ve devletin savcısını şehit ediyor. O zihniyetin medyadaki ve siyasetteki temsilcileri efendim bu normal bir şey yani ‘siz öyle yaparsanız bunlarda böyle yapar’ a getiriyorlar. Yani bir tarafta seçilmiş meşru hükümetin eylemleriyle öbür tarafta hukuksuz bütün dünya tarafından terör olarak kabul edilen bir eylemi adeta meşrulaştırmaya çalışıyorlar.”\r\n\r\n \r\n\r\n“SİYASETÇİLERİN ATTIĞI TWİTLERE BAKTIĞIMDA KANIM DONDU”\r\n\r\nSuriye’de yaşanlarla Türkiye’deki eylemlere bakıldığı zaman DHKP-C ile Esed arasında bir ilişki olduğunun görüleceğini ileri süren Ünal şunları kaydetti: “Sosyal medyada bazı bilinen gazetecilerin siyasetçilerin attığı twitlere baktığımda kanım dondu adeta. Şunu hiç kimse meşru sayamaz. Adliyeye 2 tane yüzü maskeli DHKP-C militanı girecek devletin savcısının kafasına silah dayayacak ve bugün maalesef bazı gazeteler o resimleri kullanma cüreti gösterdi. Bütün bunların ortak noktasına baktığınız zaman nefret dili ve nefret söylemi AK Partiye duyulan nefret, Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan nefrete ve 12 yıldan beri her ne pahasına olursa olsun AK Partiden kurtulmalıyız söyleminin Türkiye’yi getirdiği noktadır. AK parti gitsin AK partiden kurtulalım ve eski muktedir günlerimize dönelim her ne olursa olsun yaklaşımıdır. Bölgede olanlar ortada, DHKP-C ile Esed’in ilişkisi ortadadır. Suriye’de olup bitenlerle Türkiye’deki eylemler arasındaki ilişkiyi doğru şekilde analiz ettiğinizde DHKP-C ile Esed arasında ki ilişkiyi çok net bir şekilde görürsünüz. Cumhuriyet Halk partisiyle Esed arasındaki ilişkiye bakın. Sonra dönün tekrardan Cumhuriyet Halk partisiyle DHKP-C arsındaki ilişkiye bakın. Cumhuriyet Halk partisi artık hangi büyük ve tehlike bir oyunun içerisinde olduğunu fark etmelidir. Cumhuriyet Halk partisi artık siyasete ihanet etmeyi bırakmalıdır. Cumhuriyet Halk partisi yeri geldiğinde paralel yapıyla, yeri geldiğinde bu tür yasadışı örgütlerle söylem bazında ve başka ilişkiler içerisinde olmamalıdır ve siyasete ihanet etmemelidir. Siyaset kurumuna ihanet etmemelidir. Türkiye’nin demokrasisine ihanet etmemelidir. Cumhuriyet Halk partisi hemen hemen cumhuriyetle aynı yaşta olan köklü bir siyasi partidir, geleneği olan bir siyasi partidir. Bugün Cumhuriyet Halk partisinin nereye götürüldüğü ortadadır. 25. Dönemde Cumhuriyet Halk Partisinin maalesef durumunu daha da ileriye taşıyacak eğilimler göstermesidir.”\r\n\r\n \r\n\r\n“BU OLAYIN SORUMLUSU DİRENME HAKKINDAN BAHSEDEN KEMAL KILIÇDAROĞLU’DUR”\r\n\r\nCHP’nin parlamentoya ve demokrasiye ihanet ettiğini öne süren Ünal, partinin bundan vazgeçmesi gerektiğini belirterek şu şekilde konuştu:“Bu olayın sorumlusu direnme hakkından bahseden Kemal Kılıçdaroğlu’dur, bu olayın sorumlusu insanları sokağa çağıran, sokağı meşru gören, seçilmiş hükümeti gayri meşru gösteren Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li milletvekilleridir. Bunun adı siyaset değildir ben bunu 4 yıldan beri ısrarla her televizyon programında söylüyorum ısrarla her televizyon programında Cumhuriyet Halk partisi anti siyaset yapmaktadır, Cumhuriyet Halk partisi parlamentoya demokrasiye ihanet etmektedir. Cumhuriyet halk partisi sokağı adres göstermektedir, cumhuriyet halk partisi bir inanç grubunun değerleriyle ve o değerler üzerinden bazı manipülasyonlarla hareket etmektedir. Cumhuriyet halk partisi DHKP-C ile maalesef söylem üzerinden iş birliği içerisine gitmektedir ve DHKP-C militanları Ok Meydanı’nda askeri düzen, ellerinde silah sokağa çıktıklarında CHP buna ne söyledi o günkü gazete haberlerine bir bakın CHP neden ısrarla iç güvenlik yasasına karşı çıkıyor? CHP burada HDP ile niye aynı safta yer alıyor? Bakın HDP, PKK’dan bağımsızlaşırken maalesef cumhuriyet tarihi ile aynı yaşta olan CHP maalesef DHKP-C’leşiyor bu çok büyük bir tehlikedir. Türkiye siyaseti için bunu bir siyasetçi olarak değil bunu bir sosyolog olarak söylüyorum. Cumhuriyet Halk partisi kendisine çeki düzen vermelidir. Cumhuriyet Halk partisi siyasete demokrasiye sahip çıkmalıdır Cumhuriyet Halk partisi direnmekten sokaktan Vandalizm’den o sokakta ellerinde molotof yüzü kapalı ve kendisini DHKP-C’li olarak ifade eden gençlerin alnından öpüyorum diyen Kemal Kılıçdaroğlu dönüp kendisini bir sorgulamalıdır.”\r\n\r\n \r\n\r\n“DEVLETE DIŞARIDAN TERÖR UNSURLARININ, TERÖRİST UNSURLARIN MÜDAHALE ETMESİNİ MEŞRU GÖRÜYORUM DEMESİ DE TERÖRÜN KENDİSİDİR”\r\n\r\n“Şimdi bakın burada ifade ettiğim AK Parti düşmanlarının geldiği noktadır.” Diyen AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal sözlerine şu şekilde devam etti: “Şimdi koca koca gazetecilerin işte siz şöyle şöyle yaparsanız buda böyle böyle olur. Bir dil üzerinden konuşmaları dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemez. Yani siz devletin kurumları vardır devletin kendi durumları içerisinde bir işleyişi vardır devletin kurumlarından bir polis memuru yani oraya o kurumun diyelim ki bir emniyet kurumuna mensup bir polis memuru ya da yargı kurumuna mensup bir savcı ya da bir hakim bir hata yapmışsa bir yanlış yapmışsa bu yine devletin kendi işleyişi içerisinde kendi denetim mekanizmaları içerisinde hukuk zemininde kalarak ana yasal çerçevede kalarak bunun gereği yapılır. Legal ve hukuki zeminde gereği yapılır. Devlet olmakta budur ama birileri eğer Türkiye Cumhuriyeti Devletini tanımıyorum dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletini de meşru görmüyorum çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti AK Parti iktidarı tarafından icrası ve yürütmesi AK Parti iktidarı tarafından yürütülüyor dolayısıyla ben bunu meşru görmüyorum. Devlete dışarıdan terör unsurlarının, terörist unsurların müdahale etmesini meşru görüyorum demesi de terörün kendisidir. Bunun da hukuki sonuçları vardır. Çünkü açık bir şekilde net olarak şunu görüyoruz ki bazı kalemşorlar ve medyatörler açık bir şekilde şunu söylüyorlar. Birilerinin devlet görevini yerine getirmediği zaman adaleti aramak için teröre başvurması meşru’dur demeye getiriyolar ki bu da bizzat terörün kendisidir. Ve asla kabul edilebilir bir şey değildir. Başka bir şey de şu yine CHP tarafından topluma sürekli şu empoze ediliyor. AK Parti devleti ele geçiriyor ak partinin devleti ele geçirdiği falan yok AK Parti sadece sandıkta milletten aldığı yetkiyi, yürütme yetkisini hükümet olma yetkisini yasalar çerçevesinde kullanıyor. eğer sandıkta ak partiye oy verenlere ve sandıkta ak partiyi seçenlere bir şey diyemediği için onların iradesini gayri meşru sayamadığı için seçilmiş ak parti hükümetini böyle meşru saymaya çalışıyorlar. Düşüne biliyor musunuz on yılda dokuz tane seçim görmüş ve her seçimde sandıktan galip çıkmış bir siyasi partiyi ve o siyasi partinin icraatlarını gayri meşru sayacaksınız ama sokaktaki terörü sokaktaki Vandalizm’i onların en önünde ben yürürüm diyerek onları cesaretlendireceksiniz direnme hakkından bahsedeceksiniz halkı isyana çağıracaksınız her fırsatta sizin kalemşörleriniz ve medyatörleriniz bu gençleri kahraman ilan edecek ondan sonra o gençlerden iki tanesi bu söyleminizden dilinizden yaklaşımınızdan aldıkları cesaretle devletin adliyesine girecekler devletin savcısının kafasına silah dayayacaklar bunun resmini çekecekler bunu servis edecekler koca koca basın yayın organları bunu alacaklar terörün ve teröristtin reklamını yapar gibi devletin savcısının kafasına silah dayanmış resmi hürriyet gazetesinden tutunda sözcüsüne kadar hepsi bunu kullanacak bunu Fransa’da yapsınlar bakalım ne oluyor. Bunu İngiltere’de yapsınlar bakalım ne oluyor. Bu demokrasiden bahseden arkadaşlarımız bunu Amerika’da Almanya’da yapsınlar ne oluyor. devletin savcısının kafasına silah dayayan teröristtin kendisinin çektiği resmi basına servis etmesi ve bir teröristi muhabir olarak kullanan gazeteciliği gitsinler Fransa’da yapsınlar Almanya’da yapsınlar İngiltere’de yapsınlar bu beyler bakalım ne oluyor görelim ve sonrada kalkıp diyorlar ki siz diktatörsünüz diyorlar. siz her türlü hakareti yapacaksınız, her türlü hukuk dışılığı gerçekleştireceksiniz, insanları anayasada suç olmasına rağmen devlete karşı isyana davet edeceksiniz, devlete karşı işlenen suçları meşru sayacaksınız sonra bütün bunların bu yaptığınız suçların özgürlük olduğunu iddia edeceksiniz, sonrada kalkıp demokrasiden bahsedeceksiniz bu kadar yasa dışılığı siz kendinize hak olarak gördükten sonrada o ülkedeki seçilmiş meşru hükümeti diktatör olarak değerlendireceksiniz ama öbür taraftan Suriye’de üç yüz bin kişiyi katleden Esad’a diktatör demeyeceksiniz kahraman diyeceksiniz , bu artık insanların aklıyla alay etmekten başka bir şey değil.”\r\n\r\n \r\n\r\n“PARALEL YAPI BU SÜREÇTE ZATEN HER TÜRLÜ ANGAJMANIN İÇERİSİNDE”\r\n\r\n“Seçime gidiyoruz 7 Haziran da bu ve benzeri provakatif eylemler olur mu? Mesela AK parti kartal ilçe başkanlığı basıldı. Bunlar artar mı? Böyle bir tez de var. AK Parti 7 Haziran’da da ezici üstünlükle lider çıkacak. Bunu bertaraf etmenin yolu acaba Türkiye’yi terörize etme yöntem olarak kullanılabilir mi?” şeklinde sorularla değerlendirmesine devam eden Ünal sözlerinin devamında şunları anlattı: “Ellerinden gelen her şeyi yapsınlar. Paralel yapı bu süreçte zaten her türlü angajmanın içerisinde. Dün sosyal medya da yazılanlara bakarsanız dünkü Savcımızın şehit edildiği olayda nerede durduğunu çok net bir şekilde görürüz. Cumhuriyet Halk partisi zaten parti olmaktan çıkmış 4 yıldan beri yemin kriziyle başlattıkları Türkiye’de çok ciddi bir Cumhuriyet Halk partisi yargının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, parlamentonun daha doğrusu devletin bütün kurumlarının meşruiyetini sorgulayan bir siyasi dil kullanmaya zorluyor. Bu kendi zeminini yok etmesi anlamına geliyor. Çünkü Cumhuriyet Halk partisi anti siyaset yapıyor. Cumhuriyet Halk partisi yıllarca siyasetin içinde kalmış ama siyaset kurumuna yani serbest fırkanın kapatılmasından terakkiperver fırkanın kapatılmasına kadar demokratik partinin geriye dönük darbe girişimden tutunda 28 Şubat’ın ve daha AK partinin kapatılmasına kadar siyaset kurumuna yönelik her türlü müdahalenin içerisinde Cumhuriyet Halk partisi vardır. Cumhuriyet halk partisi siyasetin içerisine yerleştirilmiş bir Truva görüntüsündedir. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk partisinin pozisyonu zaten bellidir. Bunun dışında ASALA terör örgütü bitti PKK terör örgütü başladı. PKK terör örgütü şuanda tahkim edilmiş çatışmasızlık kendi ifadeleri üzerinden bunu söylüyorum. Geriye çekilirken şimdi DHKP-C ileriye çıkıyor. Siz zannediyor musunuz bütün bu olanlar yani paralel yapının pozisyonu, Cumhuriyet Halk partisinin pozisyonu, DHKP-C’nin pozisyonu ve içerde bizim mücadele ettiğimiz bütün yapılar kendi iradeleriyle ve kendi dinamikleriyle hareket ediyor zannediyorsunuz. Bölgeye bakın; bölgede hangi oyunlar oynanıyorsa ve bölgede oynanan oyunların arkasında ki aktörler kimse Türkiye’de oynanan oyunların arkasında ki aktörlerde aynı” diye konuştu. (ZEKİ DEMİR)\r\n
SİYASET
Yayınlanma: 04 Nisan 2015 - 22:09
Ünal: "CHP, siyasetin doğasına ihanet ediyor"
AK Parti Grup Başkanvekili ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, katıldığı bir televizyon kanalında İstanbul Adliyesinde teröristler tarafından şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Zeki Kiraz’ın öldürülmesi ve arka planında yatan olaylar hakkında geniş bilgi verdi.
SİYASET
04 Nisan 2015 - 22:09










