\r\n\r\n Ancak lisedeyken dersi geçebilmek için mecburî olarak adım attığı tiyatroya gün geçtikçe daha da yakınlaştı. Sevdi, benimsedi, ilerledi ve bugünün usta tiyatrocuları arasında yerini aldı. Usta tiyatrocu yaptığı işi “Ölümsüz” olarak niteliyor. Nasıl mı? İşte usta tiyatrocunun mesleğe adım atışı ve mesleği hakkındaki söyledikleri…\r\n\r\ntiyatroya girmeseydi 3 dersten kalacaktı\r\n\r\nLisedeyken mecburen girmiş tiyatroya Rutkay Aziz. Felsefe, sosyoloji ve psikoloji dersine giren bir hocası sahnelemesi için ‘baba’ rolünü vermek istemiş Aziz’e. Ancak o bunu kabul etmediğinde hocası üç dersten de bırakacağını söyleyince kabul etmek zorunda kalmış. Aziz bu durumu tebessümle anlatıyor. Diyor ki, “Hocam bu rolü yapmamı çok istedi ama kabul etmiyordum. 3 dersten de bırakacağını söyleyince yapmak zorunda kaldım. ‘Aman tek kelimelik bir şey zaten. Yapayım’ diye düşündüm. Düşünsenize diğer tarafta üç dersten de kalmak var” diyor gülerek. Sonra başrol oyuncusunun kapris yaptığını, başrolün de kendisine kaldığını söylüyor. O oyunla gelen ödülün kendisini okulda meşhur ettiğini söylüyor gülerek. “Meşhur öğrenci olmuştuk. Ondan sonrası geldi zaten ve bırakamadım” diye konuşuyor.\r\n\r\n“GAZETECİLİK YAPSAYDIM…”\r\n\r\nGalatasaray Üniversitesi “Gazetecilik” bölümünü bitirdi ama gazetecilik yapmaya fırsatı olmadığını söylüyor. “Gazetecilik yapmadığım doğrudur. Ama gazeteciliğe karşı olduğum için değil. Okulu bitirince tiyatroya başlamıştım. Zaten gazeteci olsaydım içerde mi olurdum, atılmış mı olurdum bilmiyorum” diyor. Ayrıca siyasete girme arzusu taşıdığı halde tiyatroya yönelişinden dolayı da pişmanlık duymuyor sanatçı. “Siyasetçi olmak istiyordum ama Allah’a şükür tiyatroya geçtim” diyerek yaptığı işi “Politik tiyatro” olarak niteliyor. “Ben sanatımla zaten politikanın içindeyim ve politika yapıyorum” ifadesiyle de aslında politikanın içinde var olduğu düşüncelerini destekliyor.\r\n\r\nTİYATRO İLE TIBBIN BENZERLİĞİ\r\n\r\nAziz, “Beş duyunun yaşandığı tek sanat” diyerek başlıyor tiyatronun önemini anlatmaya. Sinemadan ayırıyor ve “Ölümsüz” olarak niteliyor tiyatroyu. “Sinemada bulamazsınız beş duyuyu” diyor. Ona göre tiyatro insanlığın en yaşlı ve en genç sanatı. Çünkü sürekli devingen. Çağın nabzını yakalayan bir yapısı var. Sanatçıya göre tiyatro onurlu ve soylu bir iş. Bahsettiği onurlu farkı ise tıp ilmiyle bağdaştırıyor. Doktorların tiyatroya çok yatkın olduklarının özellikle altını çiziyor ve bunu araştırılması gereken bir konu olarak görüyor. Aziz şöyle devam ediyor, “Bu onurlu farkın tıpla ortak bir yanı var. İnsanın yaşama sanatına katkı sağlıyor tiyatro. Sanatçıdan geçilmeyen ülkemizde gerçek sanatçılar hem ülkesinin hem de dünyanın sorunlarına karşı duyarlı olmakla yükümlü insanlardır. Yani sanatçılığının hesabını verecek. Tiyatronun bu anlamdaki o soyluluğu da yaşama sanatına sağladığı katkı. Aynı doktorlar da bunun kavgasını vermezler mi? İnsanın yaşama sanatına kavga verirler. Onun için dikkat ederseniz tıp fakültelerinde muhakkak tiyatro kolu vardır. Doktorlar tiyatroya çok yatkındır. Bertolt Brecht’in kökeninde doktorluk vardır. Çehov zaten doktordur. Çok ilginç bir bağ o bence. Araştırma konusu yani.”\r\n\r\nİLERİCİ-DEVRİMCİ SEYİRCİ YETİŞTİRDİK\r\n\r\n“Biz Ankara Sanat Tiyatrosu olarak ilerici-devrimci tiyatro hareketlerinin tiyatrolarıydık. Devrimci tiyatro yani” diyor Rutkay Aziz. Tiyatroyla ihtilal yapılamayacağını ancak seyircinin duygu ve düşüncelerinin değiştirilebileceğini savunuyor ve Ankara Sanat Tiyatrosu’yla ilerici-devrimci seyirciler yetiştirdiklerini söylüyor. Sanatçı konuyla ilgili olarak, “Hani derler ya ‘Tiyatroyle ihtilal olur mu? Olmaz. Ama doğru tiyatro yapabiliyorsan onun duygu ve düşüncelerinde değişim sağlayabilirsin. Örneğin Ankara Sanat Tiyatrosu başta olmak üzere uzun yıllar bir okul gibi ilerici-devrimci seyirci yetiştirmiştir. Olumuna katkı sağlamıştır” ifadelerini kullanıyor.\r\n\r\n“ÜLKE NE ÇEKTİYSE KÜÇÜK ADAMLARDAN ÇEKİYOR”\r\n\r\nZaman zaman ülkede oluşan gündemle birlikte Rutkay Aziz’i birtakım sivil toplum kuruluşlarıyla ortak toplumsal hareketler içerisinde görmek mümkün. Sanatçının toplumsal hareketlerin içerisinde olması gerektiğini savunan Aziz, aynı yolda oldukları arkadaşlarının saf değiştirmesini de çıkarcılığa bağlıyor ve “Küçük hesaplar” diyor ve şöyle devam ediyor, “Geçmişte aynı yola yoldaşlık yaptığınız arkadaşlarınızla bir anda bugünün koşullarında bir başka yola sapmalarını üzüntüyle karşılıyorum. Özünde ne yatıyor? Galiba küçük hesaplar. Muhsin Ertuğrul hep ‘Türk tiyatrosu ne çektiyse küçük adamlardan çekti’ derdi. Yalnız tiyatro değil ülke küçük adamlardan çekiyor.”\r\n\r\nNARİN DEMİRCİ\r\n
GÜNDEM
Yayınlanma: 26 Mayıs 2015 - 19:40
Sanatımla Politikanın İçindeyim
Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Siyasetçi olmak istiyordu ama o tiyatrocu oldu. Ve yıllarını tiyatronun içinde geçirdi Rutkay Aziz… Tiyatro ile uzaktan-yakından alakası yoktu
GÜNDEM
26 Mayıs 2015 - 19:40









