Depremden sonra Kahramanmaraş'ı yeniden ayağa kalkmasında en büyük güçlerden biri sanayimiz olmuştur.Fabrikalarımız kısa sürede yeniden üretime başladı.
Çalışanlarımız yeniden tezgâhlarının başına geçti, ihracat yeniden arttı, şehir yeniden nefes almaya başladı.Bunun için bütün sanayicilerimizi, iş insanlarımızı, emek veren çalışanlarımızı yürekten kutluyorum.
Ben, yaklaşık 50 yıldır sanayinin içindeyim.Şunu yaşayarak gördüm.Bir fabrika sadece sahibinin değildir.
Bir fabrikanın içinde binlerce ailenin, yüzlerce ailenin ekmeği vardır.Çalışanın umudu vardır.
Esnafın kazancı vardır, tedarikçinin işi vardır, devletimizin vergisi, ülkemizin ihracatı vardır.
Onun için ben her zaman şöyle düşünürüm; fabrikalar aslında bizlere milletin emanetidir.
Sanayici de bu emaneti en iyi şekilde korumakla yükümlüdür.Hiçbir başarı tesadüf değildir.
Bir sanayicinin bulunduğu yere gelmesi, yılların emeğiyle, dürüstlüğüyle sabrıyla ve cesaretiyle mümkündür.Bugün ise yine kolay bir dönemden geçmiyoruz.Ekonomik şartlar hepimizi zorluyor.
Finansmana ulaşmak çok zor.Maliyetler yüksek.Rekabet her geçen gün artıyor.Ama tam da böyle dönemlerde şirketlerimin, şirketlerimizin güçlü bir yönetim anlayışına ihtiyacı var.Bugün sanayicinin görevi sadece üretmek değil, şirketini sağlam tutmaktır.Çalışanını korumaktır.Üretimini devam ettirmek, ihracatını arttırmaktır ve en önemlisi umudunu kaybetmemektir.
Bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birisi tasarruftur.Tasarruf sadece para biriktirmek değildir.Tasarruf; kaynaklarımızı doğru kullanmak, israf etmemek ve geleceği düşünerek hareket etmektir.
Bunu hem şirketlerimizde hem de günlük hayatımızda bir kültür hâline getirmeliyiz.Bir başka önemli sorumluluğumuz da ikinci nesilleri iyi yetiştirmektir.Çocuklarımıza sadece fabrikalarımızı bırakmak yetmez.
Onlara çalışmayı, dürüst olmayı, üretmenin değerini, emeğe saygıyı ve ülkesine hizmet etmenin onurunu da öğretmeliyiz.Çünkü şirketleri ayakta tutan binalar değildir.Şirketleri ayakta tutan güven, itibar ve işi götürecek ikinci nesildir.Kıymetli misafirler,Ben inanıyorum ki bu şehir Türkiye'nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olmaya devam edecektir.Çünkü bizim mayamızda çalışmak, üretmek ve zorluklar karşısında dimdik ayakta durmak vardır.Sözlerime son verirken şunları ifade etmek istiyorum.
Biz servet sahibi değiliz.Bize emanet edilen değerlerin emanetçisiyiz.Fabrikalarımızın gerçek sahibi orada alın teri döken çalışanlarımız, bu şehir ve bu millettir.Bizim görevimiz bu emaneti büyüterek gelecek nesillere ve güvenilir ellere teslim etmektir.Bu bina elbette önemlidir ama binalardan daha önemli olan, bu binaların içinde üreteceğimiz fikirler, kuracağımız güven ortamı ve şehrimize kazandıracağımız hizmetlerdir.Bizden sonra gelecek nesillere bırakacağımız en büyük mirasta binalar değil, dürüstlükle kurulmuş kurumlar, güçlü işletmeler ve iyi yetişmiş insanlar olacaktır.
Başta kıymetli dostum Sayın RifatHisarcıklıoğlu Başkanım olmak üzere, Odalar Birliği mensuplarımıza, katkı sunan herkese, bugün bizleri yalnız bırakmayan siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum.Rabbim ve ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.Yeni hizmet binamızın Kahramanmaraş iş dünyasına, üyelerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Sağ olun.








