AK Parti Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, İktidara geldiğimiz günden beri sürdürdüğümüz Türkiye’nin demokratikleşmesi ve normalleşmesi sürecinde yeni bir aşamaya gelindiğini söyledi.\r\n\r\n2005’te Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Diyarbakır konuşması bir irade ve vizyon konuşmasıydı sorunun çözümüne dair. 2009 yılında milli birlik ve kardeşlik projesiyle bu somut bir çerçeveye ve 2012’den yaşanan süreçte çözüm süreci silahların sustuğu süreçte aslında birçok engelle karşılaştık. 2013’te gezi süreci, 17 Aralık ve 6-8 Ekim olayları maalesef bu sürece dahil olmak isteyen dış güçlerden, paralel yapıya kadar bu süreci sabote etmek isteyen bir şekilde bozmak isteyen iradeler oldu. Ama buna rağmen bugün artık silahların yerine demokratik siyasetin konuşulduğu ve toplumsal taleplerin demokratik siyaset zemininde çözülmesi gerektiği noktasına geldiklerini söyleyen Ünal sözlerine şöyle devam etti:\r\n\r\n“Artık toplumsal talepleri sorun olarak gören bir devlet anlayışından toplumsal talepleri çözmek için demokratik bir sistem inşa etmesi gerektiğine inanan bir devlet anlayışına geçtik. Çünkü devlet dediğimiz şey 78 milyonun tamamıdır. Dolayısıyla devlet 78 Milyonun tamamının taleplerini, ihtiyaçlarını, kimliklerini, yaşam tarzlarını kabul etmek ve ötekileştirmemek durumundadır. Biz siyasi irade olarak seçilmiş meşru hükümet olarak 12 yıldan beri bize milletin verdiği iradeyi milletin sorunlarının çözümü için kullanıyoruz” dedi.\r\n\r\n \r\n\r\n“BUNDAN SONRASI DAHA MEŞAKKATLİ BİR YOL”\r\n\r\nÜnal, “Biz toplumda ölümler olmasın, gençlerimiz yaşasın, insanların kimlik talepleri sorun olarak görülmesin istiyoruz. Bütün vatandaşlarımızın eşit olduğu, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı ve kendisini özgür, rahat bir ülkede hissettiği günün önemli adımlarından birisi atıldı. Ve halkların demokrasi partisi demokratik siyasetin bir parçası olarak hem de iktidar partisi çözüm adına, silahların susması için önemli bir adım atıldı. Bundan sonrası daha meşakkatli bir yol. Bundan sonra bütün kesimlerin bu sürece dahil olması çözüme katkı sunması, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin bütün toplumsal kesimlerin bu konuda bir çözüm aklı ortaya koyması ve ortaya konan çözüm iradesine destek olması gerektiğinin altını çizen Ünal konuşmasına şöyle devam etti:\r\n\r\n“Biz duygularımızla, nefretle, öfkeyle, kinle hareket edemeyiz. Biz duygu yerine aklı, aklın çözüm iradesi ortaya koymalıyız. Ortaya bir akıl konacaksa bu akıl sorunun bir parçası değil çözümün bir parçası olmalıdır. Çünkü anneler çocuklarını yetiştirirken çocuklarının nesillerinin devamı ve onların kendi geleceklerinin umudu olarak yetiştiriyorlar. Dolayısıyla çocukların ölüme yatmaması gerekiyor. Gençlerin hayallerini umutlarını ve zamanın çocuğu olarak gençlerin kendileri gerçekleştirmeleri gerekiyor ve yaşamaları gerekiyor. Bu ülkede ölümlerin olmaması gerekiyor. Bu ülkede çözümün konuşulması gerekiyor.”\r\n\r\n \r\n\r\n“GEREKİRSE İKTİDARDAN DÜŞERİZ AMA!”\r\n\r\nCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Gerekirse iktidarda düşeriz ama çözüm sürecinin sonuna kadar arkasındayız” sözünü hatırlatan Grup Başkanvekili Ünal sözlerine şöyle devam etti:\r\n\r\n“Siyaset yapmak öncelikle risk almaktır. Siyaset almak sorunun bir parçası olmak değil çözüm için risk almaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerekirse baldıran zehri içeriz demiş ve analar ağlamasın demiş bu konunda da güçlü bir irade ortaya koymuştur. Başbakanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’da bu konuda güçlü bir irade ortaya koymuş çözüm süreci komisyonunu oluşturarak bu konuda süreci takip etmeye devam etmektedir. Burada bizim karar vermemiz gereken şey toplum olarak demokratik gelişmiş bir toplum mu olacağız yoksa kendi sorunlarıyla boğuşan bir toplum mu olacağız. Milli birliğimizi beraberliğimizi dirliğimizi düzenimizi mi koruyacağız yoksa çatışmaların her gün biraz daha güçsüzleştirdiği bir ülkemi olacağız. Siyasi istikrarını korumuş ve bununla ekonomik istikrarını var etmiş demokratik siyasetin çözüm ürettiği bir ülkemi olacağız. Yoksa siyasetin tıkandığı ve müdahalelerin darbelerin konuşulduğu bir ülkemi olacağız.”\r\n\r\n \r\n\r\n“MİLLETİN TALEPLERİ YOK SAYILIYOR”\r\n\r\n“Bundan 7 yıl önce bu ülkede milletin iradesine ipotek konuluyor, milletin talepleri yok sayılıyor ve bir kısım elit kesim kendini ülkenin sahibi zannediyordu. Ama bugün milletin iradesinin yansıdığı demokratik siyaset kurumu çözüm için risk alıyor. Biz eğer aldığımız bu riskle ortaya koyduğumuz siyasi akılla bir yanlış yaparsak bu yanlışın hesabının sorulacağı yer yine milletin önüne konulacak olan sandıktır. Biz 12 yıldan beri herşey Türkiye için diyoruz, Türkiye’nin büyümesi gelişmesi, kendi coğrafyasında hak ettiği rolü ve etkiyi kazanması için her türlü riski alıyoruz. Dolayısıyla hiçbir risk almayan bugüne kadar taş üstüne taş koymamış öfkenin nefretin nefret söyleminin yanında olmuş ve çözüm iradesi ortaya koymamış risk almamışların bu konuda fazla da konuşmaya haklarının olmadığını düşünüyorum. Çünkü siyaset öneri getirmektir, Siyaset müzakere etmektir, siyaset ortaya bir akıl koymaktır ve bu akılla bir çözüm üretebilmektir. Biz AK Parti olarak bunu yapıyoruz. Biz şunu söylüyoruz. Düne kadar toplumsal talepler sorun olarak görülüyordu, kimlik talepleri sorun olarak görülüyordu bugün artık toplumsal talepleri sorun olarak görmeyen ve toplumsal talepleri çözmek isteyen, demokratik bir sistem inşa etmeye çalışan güçlü bir iktidar partisi var. Ve biz milletimizi bize verdiği bu yetkiyi bu iradeyi yine milletimizin sorunlarını çözmek için kullanmaya devam edeceğiz. Çünkü 100 yıllık bu sorunun çözülmesi demek Türkiye’nin dirliğini düzenini birliğini beraberliğini sağlaması ve Türkiye’nin 2023 hedeflerine daha güvenle yürümesi demektir.”\r\n\r\n \r\n\r\n“SİYASİ PARTİLER BU SÜRECE DESTEK VERİRSE SONUCA ULAŞIRIZ”\r\n\r\nÇözüm süreci, her şeyden önce siyaset üstü bir konudur. Siyaset malzemesi haline getirmemek ve istismar etmemek gerekir. Siyasetin bir parçası olan diğer siyasi partilerinde bu konuda öneri getirmesi gerektiğinin de altını çizen Ünal, 2012 ve 2014 arasında birçok kışkırtma olayları yaşandı.\r\n\r\nBunlara en iyi örnek 17 Aralık ve 6-8 Ekim olaylarıdır. Bu sürecin provoke edilmesine dönük olarak çok ciddi hamlelerdi. Bundan sonrada bu sürecin provoke edilmesine yönelik çok ciddi hamleler gelebilir. Ama toplumumuzun bu sürece sahip çıkması gerekiyor, çözüme sahip çıkması gerekiyor, barışa sahip çıkması gerekiyor. Bizim yaptığımız şey çok açık ve net. Biz hiçbir vatandaşımızın temel hak ve özgürlüklerini kimseyle pazarlık malzemesi yapmayız. HDP heyetinin burada okuduğu 10 maddenin tamamı demokratik siyasetin demokratik toplumun gereği olan maddeler. Bizimde 12 yıldan beri mücadelesini verdiğimiz toplumu normalleştirmek ve demokratikleştirmek için çaba sarf ettiğimiz seçim beyannamelerimizde altını çizdiğimiz demokratik bir toplumun olmazsa olmazı olan bir vizyondur.”\r\n\r\n \r\n\r\n“BU TOPLUM ARTIK AĞLAMAK İSTEMİYOR”\r\n\r\n“Dolayısıyla burada biz duygularımızla değil, kin ve nefretle değil, biz burada çözüm aklıyla çünkü barışın çözümün kaybedeni yoktur. Ve bu toplum artık ağlamak istemiyor. Edirne’de ki bir anne çocuğunu askere gönderdiğinde geceleri uykusuz kalmasın. Şırnak’taki bir annenin bir çocuğu askerde bire çocuğu dağda olmasın, gençler nefretle büyümesin. Gençler geleceğe dair bu ülkeyi yüceltmeye dair bu aidiyetimizi bu birliğimizi bu ortak simgemiz al bayrağı yüceltmek için ortak bir kimlikle ortak bir aidiyetle bu ülkeye dair ve kendisine dair hayaller kursun istiyoruz. Bizim bütün çabamızda gayemizde budur.”\r\n\r\n \r\n\r\nÇÖZÜM SÜRECİNİN, DEMOKRATİKLEŞMENİN TAÇLANDIĞI NOKTADA “YENİ ANAYASA” OLACAK\r\n\r\n“Yeni ve Sivil anayasa toplumun bütün kesimlerini talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hak ve özgürlükleri zenginleştirecek bir anayasa olmalıdır. Şuandaki mevcut 82 anayasası her ne kadar bazı maddeleri değiştirilse de bir darbe ruhunu içinde barındırmaya devam ediyor. Her şeyden önce biz gelişmiş bir demokrasiye sahip olabilmemiz için biz toplum olarak kendi sivil anayasamızı yapabilmemiz gerekiyor. Türkiye her şeyden önce yeni bir toplumsal sözleşmeye yeni bir mutabakata ve dediğim gibi toplumun tüm kesimlerinin yaşam tarzlarının kimliklerinin ötekileştirilmediği ve ayrımcılığa uğramadığı eşit özgür ve müreffeh bir Türkiye olmalıdır.” (ZEKİ DEMİR)\r\n
SİYASET
Yayınlanma: 13 Mart 2015 - 12:23
"Milletin verdiği iradeyi çözüm için kullanıyoruz"
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “Siyasi istikrarını korumuş ve bununla ekonomik istikrarını var etmiş, demokratik siyasetin çözüm ürettiği bir ülkemi olacağız. Yoksa siyasetin tıkandığı ve müdahalelerin darbelerin konuşulduğu bir ülkemi olacağız.”
SİYASET
13 Mart 2015 - 12:23










