\r\n\r\nHarvard Üniversitesi Tıp FakültesiDahiliyeAnabilim Dalıve Halk Sağlığı OkuluGenetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü’nden Dr. Mehmet Furkan Burak, SANKO Üniversitesi’nin düzenlenen halka açık konferansta, “Mahşerin Dört Atlısı: Obezite, Diyabet, Tansiyon, Kolesterol” konusunda bilgilendirme yaptı.\r\n\r\nDr. Burak, Özel Sani Konukoğlu Hastanesi toplantı salonunda düzenlenen toplantıda, “Obezite(şişmanlık), diyabet(şeker) ve ilişkilikardiyovaskülerhastalıklardünyasağlığını ciddişekilde tehdit eden, kontrolden çıkmışbüyük birer halk sağlığı sorunu haline geldi” dedi.\r\n\r\nBu konferanstabu hastalık kümesi hakkında farkındalık oluşturmak, kolesterol gibi tartışmalı alanlarda toplumda yanlış bilinen gerçekler konusunda katılımcıları bilgilendirmeyi amaçladığını belirten Dr. Burak, şöyle devam etti:\r\n\r\n“Dünyada en sık ölüm ve sakat kalma nedeni olan bu hastalıklar aynı zamanda ülkelere, trilyon dolarlarla ölçülenbüyük bir ekonomikyük degetiriyor. Bu hastalıkkümesiyüzde 80 oranındaönlenebilirolmasınarağmenyanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, hastalarınyeterli düzeyde bilgi sahibi olmamaları yada uzman olmayan kişilertarafındanyanlış bilgilendirilmelerinden dolayı dramatik bir ivmeyle de ilerlemeye devam ediyor.\r\n\r\nTürkiye’deobeziteyüzde 30’lara varan oranlarladünyaortalamasınayakın seyrediyor. Maalesef obezite basit bir kozmetik problem olmaktan çok, en sık ölüm nedeni olan metabolik ve kardiyovaskülerhastalıklarlaçokyakındanilişkilidir. 2013 yılında da Amerikan Tabipler Birliği (AMA) tarafından kendi başına bir hastalık olaraktanımlanmıştır.”\r\n\r\nYAĞ DOKUSU\r\n\r\n“Bu hastalıkta en önemli organlardan biri yağ dokusu, aslındainanılmaz derecede yüksek bir plastisiteye (esneklik kapasitesi) sahiptir” diyen Dr. Burak, sözlerini şöyle sürdürdü:\r\n\r\n“Yakamadığımız kaloriler (enerji) yağ dokusunda depolanmaktadır. Bir noktaya kadar yağ dokusu bu pozitif enerji dengesini tolereedebiliyor fakat devam eden fazla yeme alışkanlığındaoluşan metabolik strese bağlı belirli bir eşik nokta aşılıyor. Aynı zamanda glikozmetabolizmasını kontrol eden hormonlarsalgılayan endokrin bir organ olan yağ dokusunda yangı (inflamasyon) meydana geliyor ve salgılananhormonların dengesi bozuluyor. Bu süreçobezite ile ilişkili diyabet, damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz ve inme gibi hastalıkları tetikliyor.”\r\n\r\nPROF. DR. HOTAMIŞLIGİL\r\n\r\nDr. Burak,büyük bir ekiple Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgilönderliğinde bu hastalıkoluşummekanizmalarını ve potansiyel korunma ve tedavi yöntemleriniaraştırdıklarını söyledi.\r\n\r\n“Örneğin Prof.Hotamışlıgil’in 20 yılöncekivizyonu ve hipotezleri çerçevesindeyaptığımızçalışmalarla geçen yıllardayağ dokusundan salgılanıpkaraciğerdeşeker üretiminiarttırarak diyabet hastalıkoluşumundabüyük etkisi olan aP2 adındabir hormon (adipokin) keşfettik” diyen Dr. Burak, insanlardaobezite derecesi ile birlikte kanda seviyesi artan bu zararlı hormonun yeni ilaç stratejileri geliştirmeleriaçısındanobezite ve diyabet ile mücadeledeönemlikapılararaladığının altını çizdi.\r\n\r\nTELEVİZYON UYARISI\r\n\r\nObeziteye yol açanhareketsizliğimizin en büyük sorumlusu olarak televizyonlarıgördüğünü anlatan Dr. Burak, şunları kaydetti:\r\n\r\n“Birkaçfarklıpopülasyondayapılanaraştırmalargösteriyor ki, televizyon karşısındageçirdiğimiz her bir saat ömrümüzdengötürüyor. Günde televizyon başında geçirilen her 2 saat; diyabet riskini yüzde 20, kalp krizi riskini yüzde15 ve erken ölüm riskini yüzde13 artırıyor.\r\n\r\n“Televizyon bununla beraber aile içiiletişimimizi zedeliyor, çocuklardaobeziteyiarttırarak psikolojik sorunlara yol açıyor.Bu kötüalışkanlıklarımıza birde gerekli sağlıktaramalarınıyaptırmamamız eklenince diyabet, ateroskleroz gibi damar hastalıkları bizi sinsice tüketiyor. Bugündünyada her 2 hastadan biri diyabetli olduğunu bilmiyor. Bu durum bu hastalıklarabağlıölüm ve sakat kalma oranlarını daha da arttırıyor.”\r\n\r\nKOLESTROLA DİKKAT\r\n\r\nBir başkasorunun ise kolesterol konusunda toplumun yanlış bilgilendirilmesi olduğunu vurgulayan Dr. Burak, şu değerlendirmeyi yaptı:\r\n\r\n“Kolesterol her ne kadar vücudun temel yapıtaşlarından biri olsada, kanda düzeyinin anormal düzeydeyüksekolması kişiden kişiye farklılıklar göstermekle birlikte aterosklerotik plak oluşumunun ve buna bağlı kalp krizi ve inme-felç gibi damar hastalıklarının temel nedenidir. Özellikle diyabetli hastalarda kan kolesterolyüksekliği daha büyük bir risk oluşturuyor.\r\n\r\nNasıl birduvarışekerli suyla yıkadığınızda duvaryapışyapış oluyorsa, diyabet hastalığında da damar duvarı fazla şekerebağlı adeta yapışyapış oluyor ve damar içinde seyahat eden kolesterol partikülleri damara daha kolay yapışıp plak oluşturupdamarıdaraltıyor, hatta üzerine eklenen bir pıhtıyladamarı tamamen kapatıyor.\r\n\r\nBu damar kalpte ise kalp krizi, beyinde ise inme-felç, uzuvlarda ise ekstremitekaybına yol açıyor. Bu nedenle diyabetli ve bilinen bir damar hastalığı olan hastalar kan kolesterol düzeyleriniçok iyi kontrol etmeli.”\r\n\r\nSunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Burak’a, üniversite yönetimi tarafından armağan takdim edildi.\r\n
SAĞLIK
Yayınlanma: 24 Ekim 2015 - 18:01
Mahşerin dört atlısı"
Harvar üniversitesi’nden dr. burak:“obezite, diyabet,tansiyon ve kolesterol, mahşerin dört atlısıdır”
SAĞLIK
24 Ekim 2015 - 18:01









