\r\n\r\nKahramanmaraşlı sanatçı Düsaç Ümit Palta ile sanatçılığı, hayatı, gönül meseleleri ve şehirde sanatçılık yapmakla ilgili keyifli bir söyleşi yaptık. Düsaç Ümit Palta her zaman içinde bulunan müzik aşkını ilk defa ilkokul sıralarındayken keşfetmiş. Kendisi 4. sınıftayken, 3’e giden güzel bir kıza aşık olmuş ve ilk olarak Nikah Masası’nı söylemeye bu günlerde başlamış. Aşkla ilgili ilk darbesini ilk aşkı Sema’dan yiyen Palta, DÜSAÇ’ın bir harfini kalbine gömmüş.\r\n\r\n İlkokul’dan sonra okula gitmeyi bırakan ses sanatçısı Ümit Palta, Ferdi Tayfur’u çok sevdiği ve sesinin tonunun da ona benzemesinden dolayı da ünlü sanatçıyı kendisine örnek almış. Çeşitli yerlerde seslendirdiği şarkıların beğenilmesi üzerine şehrin eğlence mekânlarından kendisine teklif gelmiş. Ancak muhafazakâr bir ailenin çocuğu olan Palta, babasının engeliyle karşılaşmış ve müzik hayatı bu gelişmeden sonra uzun bir dönem rafa kaldırılmış. \r\n\r\nEvli ve 3 çocuk babası olan Düsaç Ümit Palta, baba mesleği olarak devam ettirdiği marangozluğa iflas etmesi nedeniyle veda etmiş. Şu anda özel bir şirkette çalışan Palta, müziğe imkânlar ölçüsünde daha çok vakit ayırarak çalışmalarına devam ediyor. \r\n\r\nKahramanmaraşlı sanatçımız Düsaç Ümit Palta ile yaptığımız söyleşiyle sizleri baş başa bırakıyorum. \r\n\r\nÜmit Palta kimdir?\r\n\r\nPalta: 1976 Kahramanmaraş Dumlupınar Mahallesinde doğdum. Marangoz bir ailenin çocuğuyum.\r\n\r\nMüziğe ne zaman ve nasıl başladınız? \r\n\r\nPalta: Müziğe 90’larda başladım. Orkestracı Muhsin abim vardı onunla başladık. Daha sonra bana gazinodan falan teklif geldi, babam izin vermedi. Zaten içimde vardı müzik aşkı, ilkokul 3’teyken nikâh masasıyla başlamıştım aslında ben. Okul Yolu’nu söylerdim, ondan sonra devamlı Ferdi Babanın şarkılarıyla yürüdük. En son bir düğünde Nisan Yağmuru’nu okudum, bir bateri ve gitarla Nisan Yağmuru’nu söyledim. Herkesin ağzı açık kaldı, ne güzel bir yetenek falan dediler. Ama çoğu düğüne de gittim detone oldum, ben ‘sol’ söylüyorum adam ‘re’ çalıyor, ‘la’ çalıyor. Utandığımız, bozulduğumuz düğünler de oldu. Veya hayır söyleyemezsin, mikrofonumuz yok diyen insanlar da oldu. 95’lerde falan askere gittim ondan sonra bitirdim ben.\r\n\r\nNeden? \r\n\r\nPalta: Çünkü babam istemiyordu. Gazinolardan teklif geldi ve ben de babama, gazinolarda çıkmak istiyorum dedim. Hayır, çıkmazasın dedi. Biz de peki dedik, o zaman tabi saygı var, karşı çıkamıyoruz. 97’lerde müzikle olan ilişkim bitti, ta ki 2013’te Ahmet Kaplan ile tanışana kadar. Akşamüstü oturuyoruz, bir şarkı mırıldandım. Ondan sonra, Ümit senin sesin güzel, niye söylemiyorsun, dedi. Ben de olur, söylerim dedim. Düğünlere başladık, ondan sonra bir kayıt yaptık. Bu arada insanlar tarafından sevilmeye başladık, arkadaşlarım daha önceden biliyordu zaten. Bu sefer biz devam dedik. Tabi sonra babam da mutlu oldu, televizyon programlarına çıktığımızda komşulara Ümit televizyonda izlediniz mi diye sevincini gösterdi.\r\n\r\nAilenizde başka müzisyen var mı? \r\n\r\nPalta: Babam bazen mırıldanırdı makinenin başında, çekemedim akça kızın göçünü diye. Onun dışında müzikle ilgilenen yok. Profesyonel olarak sanatçı olan kimse yok, ben kendimce biraz ilerletmeye çalıştım ve kendimi ilerlemiş hissediyorum.\r\n\r\nÖrnek aldığın bir sanatçı var mı? \r\n\r\nPalta: Benim örnek aldığım, çok sevdiğim sanatçı Ferdi Tayfur’dur. Şarkılarını seviyorum, şarkılarında anlam var. O yüzden hem dinler hem söylerdim. Tabi Müslüm Gürses’i, İbrahim Tatlıses’i, Orhan Gencebay’ı da severim ama ses tonu olarak Ferdi Tayfur’a daha yakın olduğum için Ferdi Tayfur’u daha çok seviyorum.\r\n\r\nPeki, neden arabesk?\r\n\r\nPalta: Aslında ben bir pop sanatçısı olmak isterdim, daha canlı, daha dinamik çünkü benim yapım bu aslında. Ama arabesk okuduğum için burada kaldım, şu anda oğlumla bir parça yaptık, İsmail YK’nın ‘ben senin ananı’ isimli bir parça. İnsanların baya hoşuna gitti. Ona kayıta gireceğim, bir pop şarkısıyla da çıkmayı düşünüyorum.\r\n\r\nYani arabesk söylemenizde müzikle ilgilenmeye başladığınız dönemin etkisi mi var?\r\n\r\nPalta: Evet, onları söylerken böyle içten okuyorum, o yılları düşünüyorum. Ben şunu isterdim hep, onu da Allah’a şükür gerçekleştirdim, bir konser onu da yaptık. Allah razı olsun bize o imkânı verenlerden. Bu güzel bir ortam, insanların seni dinlemesi, oradaki çok farklı bir ambiyans. Derken okumuş olduğum Dumlupınar okulunda konser verdim. Yıllar önce okulun duvarına yaslanırdım ve ben burada konser vereceğim derdim kendi kendime. Ve aynısı yıllar sonra oldu.\r\n\r\nSadece 2 konser mi verdiniz? \r\n\r\nPalta: Bunun yanında Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde verdiğimiz konserlerimiz var. KABODER adına konser verdim yine okulumun şenliği vardı, orada çıktım.\r\n\r\nSes sanatçılığıyla birlikte besteleriniz de var mı? \r\n\r\nPalta: Aslında ben sürekli yorum okumak istiyorum. İmkânlar çerçevesinde kendi bestemi okumak isterim. İmkânlar el vermiyor, bir beste yaptım Maraş Dondurması diye. Güzel de oldu. Bunu beğenmeyen de oldu, neden böyle yaptın, olmamış diyenler de oldu. Hatta dondurma şenliğinde, stüdyoya gireceğim, harika bir şekilde bu şarkıyı söyleyeceğim.\r\n\r\nDevamı gelecek mi Maraş Dondurmasının? \r\n\r\nPalta: İnşallah, imkânlar çerçevesinde.\r\n\r\nÇektiğiniz klipler var, biraz da bunlardan bahsedebilir misiniz?\r\n\r\nPalta: Şu anda 3 tane klibimiz var; Avareyim, Bana da Söyle ve Kır Çiçekleri. Avareyim, kalemizde çekmiş olduğumuz bir klip. Bana da Söyle, Pınarbaşı Muhsin Yazıcıoğlu parkında çektiğimiz bir klip. Kır Çiçekleri, Kapıçam mesire alanında çektiğimiz bir klip. Harika oldu bizce, elimizden geldiği kadar yaptık. Bütün her şeyi kendi imkanlarımızla yaptık. Düşünebiliyor musun, cebimizde benzin parası yok. Ben de memlekette farklı bir şey görünsün, insanlar farklı bir şey görsün istiyorum.\r\n\r\nKahramanmaraş’ta sanata ve sanatçıya ilgi nasıl? \r\n\r\nPalta: Çok değil bence. Çünkü olsa biz şu anda yükseklerde olurduk. Mesela ben bir konser versem kaç kişi gelir? Hadi 100, hadi 200 kişi. Benim ailem, akrabalarım arkadaşlarım gelir. Ama dondurma şenliği gibi bir etkinlik olduğu zaman insanlar gelir. Zaten bunlar böyle başlar. Normalde sanatçıya ilgisi var, insanımız eğlenmek istiyor. Bir büyük sanatçı geldiğinde konser alanı belki dolar ama bir İzmir, Ankara gibi değil. Bizim burada büyük bir sanatçı da gelse oradaki, 1000 kişi, en fazla bin 500 kişidir. Bizim Maraş’ta sanatçıya fazla bir ilgi yok. İnşallah o da olur. Bu da neden? Oldubitti içine kapalı bir memleket. İmkânlardan dolayı mı desem hep kapalı. Düşünsenize bir klip çekeceğim, bir bayan oyuncu bulamıyorum.\r\n\r\nKahramanmaraş’ta sanatçı olmak nasıl bir durum? \r\n\r\nPalta: Kahramanmaraş’ta sanatçı olmak zor. Aslında insanlar çok seviyorlar, gördükleri zaman Ümit Bey nasılsınız, nasıl gidiyor diyorlar. Ama her şeye rağmen yine de sanatçıya ilgi az, sanatçı olmak zor.\r\n\r\nKahramanmaraş’ta müzikle uğraşmanın zorlukları neler? \r\n\r\nPalta: Kahramanmaraş’ta sanatçı olmak çok zor, adamlara kendini beğendirmek zor. Bir düğüne gidiyorsun, bir sanatçı kardeşimiz burada deniyor. Biz de söyleriz onun gibi diyorlar. Hadi söyleyin diyorum, mikrofonu uzatıyorum; ya ben bir şey söylemem. Hani kardeşim söyleyecektin. Ben sanatçıyım diyorum, 10 bin-20 bin kişinin önüne çıkıp şarkı okuyabilirim, bana bu özelliği vermiş Allah ama sen okuyamazsın işte. Biz kimlerle karşılaşıyoruz, bir şarkı okuyabilir miyim diyor. Buyur diyoruz, çal diyorum, piyanist ‘re’ çalıyor, adam ‘si’ okuyor, piyanist ‘do’ çalışıyor adam ‘mi’ okuyor. Bunlarla karşılaşıyoruzk, yani Maraş’ta çok zor.\r\n\r\nKahramanmaraş’ta sanatçılar para kazanabiliyor mu? Yoksa bu işi sadece hobi olarak mı yapıyorlar? \r\n\r\nPalta: Kahramanmaraş’ta bu işi yaparak para kazanmak çok zor. Bir arkadaşım bana dedi ki, Ümit kardeşim Maraş’ta bir sanatçının gelebileceği en son yere kadar ben geldim. Çıktım şarkı söyledim, sahne aldım. Ama bir sonu yok. Yani, Maraş’ta bu işten para kazanamazsın, o bir gerçek, çerez parası gibi üç-beş kuruş anca olabilir dedi. Sanattan ekmek yiyemezsin, üç-beş lira cebine bir para koyarlar. Yarısını sen yarısını orkestra alır. Yani böyle dolu dolu bir para alamazsın, bundan sonra olursa bilmiyorum tabi.\r\n\r\nSon yıllarda popüler olan yetenek yarışmalarına katıldınız mı? \r\n\r\nPalta: Oğlum ya da arkadaşım benim yerime başvuru yapmış bir yarışmaya. Telefon geldi Gaziantep’te seçmelere çağrıldım. Kalktım gittim, 10. sırada kayıt oldum. Sıra bana geldi, küçük bir oda, kamera, bir bilgisayar ve mikrofon. Buyurun okuyun şarkıyı dediler, alt yapı var takmayacak mıyız dedim. Yok, öyle kuru okuyacaksın dediler. Bir şey anlamayız ki bundan, yine okuyayım dedim. Canımın İçi isimli parçayı okudum. Şarkıyı yarım kestim, yeter mi dedim. Aynen böyle, yeter mi dedim. Kalanını İstanbul’da okurum dedim, güldüler. İyi tamam, biz haber veririz dediler. Oradan bir haber gelmedi, ben acaba nasıl bir şarkı okumamı istiyorlar diye düşündüm. Ben şuna inanıyorum şimdi, o gibi yerlerde illa ki bir adamının olması gerekiyor, bu bir gerçek. O yarışmalar benim hoşuma gitmiyor, sanki oturanlar benden iyi biliyormuş gibi çıkmış beni eleştiriyorlar. Yanlış bu bence, eğer ki olursa bir gün şöyle yapacağım. Çıkacağım, atacağım alt yapımı, paşa paşa şarkımı okuyup ineceğim aşağı. İsterse beni elesinler, benim tarzım bu olur.\r\n\r\nYerel sanatçı olarak Kahramanmaraş’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? \r\n\r\nPalta: Kahramanmaraş’ımız çok güzel bir şehir, suyumuz var, havamız çok harika. Ama insanlarımız çok kıskanç. Mesela Serhat bir yerden bir dönerci açtı, hemen oraya Mehmet de açıyor bir dönerci. Sen de ciğerci, kokoreççi aç, niye dönerci açıyorsun. Yani Maraş’ta bu çekememezlik olduğu sürece bir gelişme olmaz. \r\n\r\nPeki, son olarak DÜSAÇ nerden geliyor, anlamı var mı? \r\n\r\nPalta: Ben ilkokul 3’teyken aşıktım, nikah masasını boşuna okumadım ben. O zaman bir kız sevmiştim, Sema adında bir kız, ben 4’e gidiyorum o 3’e gidiyordu. Bir arkadaş vardı, o gidiyor Sema’ya Ümit seni seviyor diyor. Sonra dersteyken beni bir bayan hocamız vardı o çağırdı, gittim ki mahkeme kurulmuş. İçeri girdim gel bakim buraya dedi. Kız ağlıyor hüngür hüngür, ben kıza baktım yüreğim parça parça oldu. Sen ne söylemişsin oğlum dedi. Seviyorum demişsin dedi, öğretmenimiz gülmemek için kendini zor tutuyor. Hocam kim söylüyor dedim, arkadaşımı gösterdi bu söyledi dedi. Hayır, hocam, ben onu sevemem, o benden küçük dedim. Sakın bir daha duymayacağım, şimdi gidebilirsin dedi. Ben dışarı çıktım ama çok seviniyorum. Ondan sonra Sema dedik koyduk şuraya. (elini kalbinin üzerine götürüyor)\r\n\r\nDilek diye bir kız vardı, şıpsevdi miyim neyim, Dilek’i gördüm, ona aşık oldum. O da gitti. O da mahalleden gitti. Yazdık, ‘D’ kaldı orada. Okulu bitirdim, ilkokul bitti artık özgürüm, büyüdüm. İlkokuldan sonra okula gitmeyeceğim diyorum, gezdiğim adamlar hep 15-16 yaşında. Döngel Ilıcasına abimlerle gezmeye gittik. Kambur minibüsler vardı o zaman, ondan iner inmez, çınar ağacı vardı onun dibinde bir kız duruyor. Bir baktım, kıza aşık oldum. Kızın yüzü gözümün önünden gitmiyor, yaşım kaç 12. Abim diyor ki uyusana, abi uyuyamıyorum diyorum. Neden? Gözümü kaparsam kızı görüyorum diyorum. Abimler bana gülüyorlar. O zaman kızla konuşmak için kızın kardeşini tavlayacaksın, kızın kardeşini tavladık, geziyoruz. Kız Ilıcadan gitti, buz gibi oldu benim için. Artık ben babanın (Ferdi Tayfur) şarkılarını söylüyorum. Dağlara, taşlara, kuşlara söylüyorum, bir yandan da ağlıyorum. Ben hangi mahallede olduklarını öğrendim, bir yıl boyunca o mahalleye gittim, gedik gedik, sokak sokak arıyorum, göremez miyim diye. Aşka bak! Bir sonbahar günüydü, yağmurlu, ceketimin yakasını kaldırdım, gidiyorum arkadaşımla. Ne işin var orada, hava soğuk, yağmurlu, aşk işte. Giderken boş bir arsa var, orada kırmızı gocuklu bir çocuk var, çivi oynuyor. Bir baktım kızın kardeşi, aa Ümit Abi nasılsın falan konuştuk. Siz burada mı oturuyorsun dedim, evet şurası dedi. İnanır mısınız, orada kızın çıkıp da Hakan diye kardeşini çağırması… Filmdeki gibi gidip gidip geldim. Kıza bakıyorum, o da bana gülümsedi, konuşamıyorum, şimdiki gibi kızla konuşmak kolay mı? Kalbim yerinden fırlayacak. Kızla konuşamadık, 2-3 yıl gittim. Sonra kayboldu, bir baktım yoklar, Ayşe…\r\n\r\nAslında bunu anlatmak istemiyorum ama, bir komşumuz vardı ona aşık olmuştum. O da ‘Ç’ydi işte. Ç’yi de orada bıraktık. 15 yaşındayım, DÜSAÇ ortaya çıktı. DÜSAÇ kalbime gömdüğüm, sevdiğim kızlardı.\r\n\r\nSizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı? \r\n\r\nPalta: İstiyorum ki, bütün sanatçı arkadaşlarımla, bütün herkesle, Başkanımızla, Valimizle, Müdürlerimizle, Gazetecilerimizle birlik ve beraberlik içinde olalım. Maraş’ımızı bir yerlere beraber çıkaralım. Olur, eminim bundan olur. Şu anda zaten yükselme aşamasında bu sayede marka şehir olur Kahramanmaraş, bundan ümidim var benim. (M. SERHAT TOPALCA)\r\n\r\n \r\n\r\n \r\n
GÜNDEM
Yayınlanma: 30 Kasım 2015 - 17:49
Kahramanmaraş'ta Sanatçı Olmak Zor
Kahramanmaraşlı sanatçı Düsaç Ümit Palta ile sanatçılığı, hayatı, gönül meseleleri ve şehirde sanatçılık yapmakla ilgili keyifli bir söyleşi yaptık.
GÜNDEM
30 Kasım 2015 - 17:49
İlginizi Çekebilir





