“Abdülhamit Camii kimin malı, Baş imam mı başpapaz mı, Kime Sordunuz, Bu işin altında hocalar mı siyasetçiler mi kalkar” gibi basına yansıyan birçok haber ve köşe yazılarından sonra, şimdi de yeni iddialar ortaya atıldı.
\r\n21 yıldan beri cami için milletten ve hayırsever işadamlarından toplanan, trilyona varan paraların ve Cami’nin taşınmaz bütün mal varlığının, özel bir vakfa aktarılmış olduğu haberleri gündeme geldi.
\r\nDaha önce, basına yansıyan iddiaların cevapsız kalması; inandırıcı ve ikna edici olmaması, şaibeleri artırmış görünmektedir.
\r\n Abdülhamit Camiindeki oldu bittileri; sivil toplum kuruluşları bu durumu kabullenemeyerek, tartışmaya, sorgulamaya, cevap aramaya devam etmektedir
\r\nKamuoyunun vicdanını rahatsız eden, Abdulhamithan Camii üzerindeki şaibeler, olaylar; “nasıl, ne şekilde” atandığı bilinmeyen, yardımcı imam Ömer Faruk Şirikçi’nin göreve gelmesiyle de birbirini takip ederek, bir türlü bitmek bilmeyerek, devam etmektedir.
\r\n Bu haber, araştıran sorgulayan, hesap soran açık, şeffaf bir toplum olmaya katkı sağlayacak bir araştırma haberi olarak değerlendirilmektedir. Konu kamuoyunda tartışılmaktadır. Kahramanmaraş halkının kafası iyice karışmış durumdadır. Kamuoyu konuyu anlamakta zorlanmaktadır. Halk: “Yani Camiyi mi çalmışlar!” şeklinde yorumlamaktadır.
\r\n“Abdulamithan Camii milletimizindir. Milletimizin ve devletimizin Diyanet’ine devredilmelidir” mesajını veren Kahramanmaraş halkı,
\r\nkonuyu her yönü ile tartışmaktadır. “Bu da Maraş’ın bir parelel devlet oluşumu mu” şeklinde değerlendirilen, dillendirilen iddialar şunlardır:
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİ’Nİ MİLLET YAPTIRMIŞTIR
\r\n1993 yılında, Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından temeli atılan, bütün bölümleri tamamlandığında aynı anda yaklaşık 15 bin kişinin namaz kılabileceği, Türkiye’nin, üçüncü büyük camisi olan Abdülhamithan Camii, 2011 yılında ibadete açılmıştır.
\r\nKahramanmaraş’ın şerefi, medar- ı iftiharı olan cami, 24 dönüm üzerine kurulmuştur. Ve Cumhuriyet dönemi şaheserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
\r\nKahramanmaraş halkının, Abdulhamit Han’ın tarihi vasiyetine uygun olarak, 21 yıldan beri, kuruş kuruş, her Cuma camilerden para toplayarak, variyetli vatansever insanlarımızında, gönüllü katkılarıyla, bin bir emekle meydana getirilen Cami; Abdulhamithan Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından inşa edilmeye başlanmıştır.
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİİ DERNEĞİ NEDEN KAPATILDI?
\r\n Dernek kapatılmış yerine, 16.02.2010 tarih ve 3376 nolu vakıf senedi ile Abdulhamithan Camii Vakfı kurulmuştur. Dernek camiyi yaptırma da ve yaşatmada yeterliydi. Neden kapatılma ihtiyacı duyuldu? Dernek kapatılırken ve yerine yeni bir vakıf kurulurken şu hukuki hükümler dikkate alındı mı?
\r\n4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 101. Maddesinde, vakfın tanımı; “gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları” şeklinde ifade edilmiştir.
\r\nBu tanımdan anlaşılacağı üzere; özgülenecek bir mal varlığı ve bu mal varlığının özgüleneceği bir amacın olması esas kabul edilmiştir.
\r\nTürk medeni kanunun 106.maddesi “C” bendine göre; “özgülenen mal ve haklar, vakıf kurucularına ait olmalı ve en azından başlangıç itibariyle, amacı gerçekleştirmeye yetmelidir.
\r\nÖzgülenen mal varlığı, nakit ise paranın vakıf adına, bir devlet bankasına yatırılarak, bloke edilmesi ve dekontunun, vakfın tescilini yapan mahkemeye ibraz edilmesi gerekir. Ya da değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine, Vakıf adına tescili sağlanması gerekmektedir.
\r\n Vakfın kurulması ile özgülenen mal ve haklar, kurucu üyelerin üzerine geçer. Kurucu üyeler, bu mal varlığını ve haklarını bir daha başkalarına devredemezler. Vakfın malları, kendi şahsi özel mülkleri gibi telakki edilir.”
\r\nAbdulhamithan Camii Derneği, kapatılırken mal varlığı mahkeme kararıyla tespit edilmiş midir? Edilmişse ne kadardır?
\r\nDERNEĞİN MAL VARLIĞI SADECE “YÜZ BİN” LİRA MI?
\r\nDerneğin yerine kurulan Vakfın, mal varlığı, kurucu üyeler tarafından, 2010 yılında 100.000 TL gösterilmiştir. Bu meblağ Cami’nin, gerçek mal varlığını yansıtmamaktadır. Sembolik bir değer biçilmiş olduğu görülmektedir. Bunu kim, niçin düşük tutmuştur?
\r\nVAKFI KURANLAR KENDİ CEPLERİNDEN NE KOYDULAR?
\r\nVakıf kurucularının, şahsi sermayelerini bağışlayarak değil, caminin parasını ve gayrimenkul mal varlığını kullanarak, özel ve tüzel kişiliği olan bir vakıf kurdukları gözlemlenmektedir.
\r\nVakıflar kanununa göre; Abdulhamithan Cami Vakfının kurucuları,vakfın amacını gerçekleştirmek için sermaye olarak kendi ceplerinden kaç para özgülemişlerdir?
\r\nBu parayı devlet bankasına yatırmışlar ve taahhüt ederek, bloke etmişler midir?
\r\nBu para, vakfın ilgili kayıtlarına tescil edilmiş midir?
\r\nVakfın kurucu üyeleri, yatırdıkları paraları belgelendirebilirler mi?\r\n\r\n
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİİ DERNEĞİ’NİN FESHİ HUKUKİ Mİ?
\r\nAbdulhamithan Camii Derneği feshedilirken; Medeni Kanun,87,88,89.maddeleri, Dernekler Kanunu ve yönetmeliğinde belirtilen esaslara uyulmuş mudur?
\r\nDernekler Kanunu’nun, 15. maddesine göre; kapatılan derneğin, mal varlığını, ne şekilde tasfiye edeceği, kendi tüzüğünde açıkça yazılmış olmalıdır.
\r\nDernek genel kurulu, mal varlığını, kendi tüzüğünde belirtilen yere usulüne göre devretmiş midir?
\r\nBir dernek, aynı ismi muhafaza ederek, bir vakfa dönüştürülebilir mi? Şayet; dönüştürülürse, derneğin üyelerinin ve mal varlığının durumu ne olur?
\r\nMedeni kanunun 106.maddesinin, “C” bendine göre; “vakfın kurulmasıyla, özgülenen mal ve haklar, vakıf tüzel kişiliğine geçer” denmektedir.
\r\nBuna göre; Abdulhamithan Cami’nin mal varlığı, vakfın tüzel kişiliğine, kurucu üyelerinin emrine ve kullanımına geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.
\r\nAbdulhamithan Camii Derenğinin kapatılması hukuki zeminde olmadığı gözlemlenmektedir.
\r\nDERNEĞİN MAL VARLIĞI VAKFA DEVREDİLEBİLİR Mİ?
\r\nMevzuatta ise Dernekler Kanunu,15.mad.göre “kapatılan bir derneğin mal varlığı, başka bir vakfa devredilemez” hükmü yer almaktadır. Şu halde:Abdulhamithan Cami’nin, mal varlığı, usulsüz ve hukuksuz olarak devredilmiş durumda gözükmektedir.
\r\nAbdülhamithan Camii Derneği’nin, kapanma kararını, dernek genel kurulu mu vermiştir?
\r\nŞayet; dernek genel kurulu, böyle bir karar almadıysa, derneğin feshine ve mallarının devrine, mahkeme karar verdiyse, derneğin mal varlığı, derneğin amacına en yakın olan ve kapatıldığı tarihte, en fazla üyeye sahip olan başka bir derneğe devretmesi gerekirken, yeni kurulan bir vakfa neden ve nasıl devredilmiştir?
\r\nDERNEKLE VAKIF ARASINDA NE FARK VAR?
\r\nAbdulhamithan Camii Yaptırma Ve Yaşatma Derneği, Yardım toplamada, harcamada ve Cami inşaatını yaptırmada görevini sürdürürken, yeni bir vakıf kurmaya neden ihtiyaç duyulmuştur? Dernekle vakıf arasındaki fark nedir?
\r\nCami Derneği, ticari bir faaliyetten çok hizmet üretir. Fakat vakıf ise; 4721 sayılı medeni kanunun 101.mad.göre, gerçek veya tüzel kişilerin mal ve haklarını ifade eder. Onların belirlediği amaçlar doğrultusunda sermayeyi kullanan tüzel kişiliklerdir.
\r\n Dolayısıyla derneklerin, ticari faaliyetleri kısıtlı ve sınırlı iken, vakıfların ise kuruluşu ve işleyişi, ticari şirketlerle benzerlik ve paralellik arz etmektedir.
\r\nBu nedenle Abdulhamithan Cami Vakfı’nın, kuruluş amaçlarına bakıldığı zaman, hizmetten ziyade, ticari anlayış merkezli bir örgütlenme olduğu anlaşılmaktadır.
\r\nŞöyle ki;
\r\n Bu vakfın, kuruluş amaçları içerisinde; iktisadi-ekonomik teşekküller ve tesisler kurmak, işletmek, hisse senedi almak ve satmak, vakfın ticari gelirlerini artırmak için iktisadi işletmeler ve çok amaçlı şirketler kurmak, kurulmuş olan şirketlere ortak olmak, sosyal tesisiler yapmak, konut-inşaat yapmak ve kiralamak, katlı otopark yapmak ve işletmek, cami altındaki ve müştemilatındaki dükkânları kiraya vermek, cenaze arabası ve ambulans almak ve bunları işletmek, eserleri basmak ve yayınlamak, konferansların masraflarını karşılamak gibi sayısız ticari faaliyet göstermeyi amaç edindiği görülmektedir.
\r\nSONUÇTA;
\r\nBütün bunlardan, sivil toplum kuruluşları ve Kahramanmaraş halkı şu sonuçları çıkarmaktadır. Sorgulamakta ve cevap aramaktadır.
\r\n1-Abdulhamithan Cami Derneği, hukuka uygun kapatılmamış, yine derneğin külliyetli mal varlığı ise onun yerine kurulan vakfa, hukuka uygun bir şekilde devredilmemiş olduğunu düşünmektedir.
\r\n2-Vakıf kurucuları; vakfın kuruluşunda, vakfa özgülenen mal varlığına, kendi ceplerinden, şahsi bir katkıları olmadan, trilyonluk vakıf sahibi oldukları ve ölünceye kadar da bu vakıf sermayesinin, her türlü kullanım hakkına, hukuksuz olarak sahip oldukları görülmektedir.
\r\n3-Vakıf Kurucuları, kuruluş senedinde, derneğin mal varlığını, 100.000TL olarak göstermiş oldukları anlaşılmaktadır. Bu kıymet, Abdulahmithan Cami’nin gerçek değeri değildir. Bu fiyatı kim nasıl tespit etmiştir? Caminin mal varlığı, niçin düşük tutulmuştur? Ne maksatla?
\r\n4-Vakfın amaçları belirlenirken, Abdülhamithan Camii ve müştemilatının bir ticari rant alanı olarak planlanması dikkat çekmektedir. Milletin paralarıyla yapılan Cami’nin, vakıf adı altında özel ve tüzel bir ticari şirket gibi çalıştırıldığı algısı, toplumu rahatsız etmektedir.
\r\n5-Yerini devletin, parasını milletin verdiği bir Cami’nin, “tüzel bir ticari vakıf” kuruluşu eliyle işletildiği anlaşılmaktadır.
\r\nBu durum, vakfın kurucuları ve ebedi yöneticileri için haksız, hukuksuz bir sermaye ve ticari faaliyet olarak değerlendirilmektedir. Bu ise halkımızda kutsal değerleri temsil edenlere karşı güven duygusunu zedelemektedir.
\r\n6-Madem ki Cami Derneği kapatılarak, vakfa dönüştürülecekti; Neden Diyanet Vakfı değil de bir başka vakfa devredildi? Diyanet Vakfı, şu anki devredilen Abdulhamit Han Camii Vakfı'ndan daha mı güçsüz bir vakıftır?
\r\nTürkiye’nin her yerinde, hayırseverlerin yaptırdığı camiler, Diyanet İşleri Başkanlığına ya da Diyanet Vakfı yönetimine verilirken, Abdulhamithan Camii, niçin özel bir vakfa verilmiştir?
\r\n7-Toplanan paraların, her zaman müftülük emriyle, Caminin adına toplandığı, halkımız tarafından bilinmektedir. Müftülük bunca yıl, özel-tüzel bir vakıf için mi para topladı?
\r\nK.Maraş Müftülüğü, aynı şekilde başka vakıflara da para toplayıp vermiş midir?
\r\nAbdulhamithan Camii Vakfı, özel bir vakıf olduğu halde, kendi öz kaynaklarıyla hizmetleri yürütmesi gerekirken, sürekli müftülük kanalıyla halktan yardım toplamış, kendi mütevelli heyetinin katkılarını bu konuda değerlendirmemiş olduğu görülmektedir.\r\n\r\nCamilerde, Cuma günleri ve bayram namazlarında, para toplama duyurularında, hiçbir zaman malum vakıf adı geçmediği, toplanan paraların sadece tutanakla yapıldığı, adı geçen vakfın da makbuzunun kesilmediği halkımız tarafından bilinmektedir.\r\n\r\nMakbuzsuz toplanan paralar hukuksuzdur. Paralar, hangi güvenli yöntemle toplanarak, adı geçen vakfa harcanmıştır, halkımız sorgulamaktadır. Toplanan paraların meblağı ne kadardır, kayıtları nerededir?\r\n\r\n8-Saçaklızade vakfı ile Abdülhamit Han Camii Vakfı arasındaki yönetim ilişkisi nedir? İkisinin de yönetim kurulu üyeleri içinde aynı kişilerin olduğu görülmektedir. \r\n\r\n9-Kahramanmaraş valiliği ve müftülüğü, idari gücünü, insiyatif ve yetkisini kullanarak, ancak 21 yılda yaptırabildiği, şehrimizin sembolü ve iftiharı olan Abdulhamithan Camii üzerindeki, tartışmaları sonlandırması için gereken girişimleri yapması gerekmektedir.
\r\nCumhuriyet savcılarımızın da söz konusu hukuksuz durumları incelemesi, kafalardaki soru işaretlerini gidermesi ve halkımızın ma’şeri vicdanının rahatlatılması isabetli olacaktır.
\r\n10-Abdulhamithan Cami, milletimizin ve hayırsever işadamlarımızın parasıyla yapılmış, devlet adamlarımızın da ciddi destekleriyle tamamlanmıştır.
\r\n Milletin malı yine milletimizin devletine yani Diyanet Vakfına Devredilmelidir.
\r\n Ya da Kahramanmaraş müftülüğü yönetimine bırakılmalıdır.
\r\n Böylece K.Maraş Müftülüğü,halkın parasıyla yapılmış olan Camiye sahip çıkmış ve daha da “güçlenmiş” olacaktır. Müftülük, kendi yaptırdığı camiyi yine kendisi yönetmiş olacaktır.
\r\nVakıf adı altında, tüzel kişiliği olan, ticari bir şirket gibi işletilmesine ve rant alanı olarak kullanılmasına izin verilmemiş olacaktır. Böylece kutlu mabet, kutsal kalacaktır.\r\n
\r\n21 yıldan beri cami için milletten ve hayırsever işadamlarından toplanan, trilyona varan paraların ve Cami’nin taşınmaz bütün mal varlığının, özel bir vakfa aktarılmış olduğu haberleri gündeme geldi.
\r\nDaha önce, basına yansıyan iddiaların cevapsız kalması; inandırıcı ve ikna edici olmaması, şaibeleri artırmış görünmektedir.
\r\n Abdülhamit Camiindeki oldu bittileri; sivil toplum kuruluşları bu durumu kabullenemeyerek, tartışmaya, sorgulamaya, cevap aramaya devam etmektedir
\r\nKamuoyunun vicdanını rahatsız eden, Abdulhamithan Camii üzerindeki şaibeler, olaylar; “nasıl, ne şekilde” atandığı bilinmeyen, yardımcı imam Ömer Faruk Şirikçi’nin göreve gelmesiyle de birbirini takip ederek, bir türlü bitmek bilmeyerek, devam etmektedir.
\r\n Bu haber, araştıran sorgulayan, hesap soran açık, şeffaf bir toplum olmaya katkı sağlayacak bir araştırma haberi olarak değerlendirilmektedir. Konu kamuoyunda tartışılmaktadır. Kahramanmaraş halkının kafası iyice karışmış durumdadır. Kamuoyu konuyu anlamakta zorlanmaktadır. Halk: “Yani Camiyi mi çalmışlar!” şeklinde yorumlamaktadır.
\r\n“Abdulamithan Camii milletimizindir. Milletimizin ve devletimizin Diyanet’ine devredilmelidir” mesajını veren Kahramanmaraş halkı,
\r\nkonuyu her yönü ile tartışmaktadır. “Bu da Maraş’ın bir parelel devlet oluşumu mu” şeklinde değerlendirilen, dillendirilen iddialar şunlardır:
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİ’Nİ MİLLET YAPTIRMIŞTIR
\r\n1993 yılında, Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından temeli atılan, bütün bölümleri tamamlandığında aynı anda yaklaşık 15 bin kişinin namaz kılabileceği, Türkiye’nin, üçüncü büyük camisi olan Abdülhamithan Camii, 2011 yılında ibadete açılmıştır.
\r\nKahramanmaraş’ın şerefi, medar- ı iftiharı olan cami, 24 dönüm üzerine kurulmuştur. Ve Cumhuriyet dönemi şaheserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
\r\nKahramanmaraş halkının, Abdulhamit Han’ın tarihi vasiyetine uygun olarak, 21 yıldan beri, kuruş kuruş, her Cuma camilerden para toplayarak, variyetli vatansever insanlarımızında, gönüllü katkılarıyla, bin bir emekle meydana getirilen Cami; Abdulhamithan Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından inşa edilmeye başlanmıştır.
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİİ DERNEĞİ NEDEN KAPATILDI?
\r\n Dernek kapatılmış yerine, 16.02.2010 tarih ve 3376 nolu vakıf senedi ile Abdulhamithan Camii Vakfı kurulmuştur. Dernek camiyi yaptırma da ve yaşatmada yeterliydi. Neden kapatılma ihtiyacı duyuldu? Dernek kapatılırken ve yerine yeni bir vakıf kurulurken şu hukuki hükümler dikkate alındı mı?
\r\n4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 101. Maddesinde, vakfın tanımı; “gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları” şeklinde ifade edilmiştir.
\r\nBu tanımdan anlaşılacağı üzere; özgülenecek bir mal varlığı ve bu mal varlığının özgüleneceği bir amacın olması esas kabul edilmiştir.
\r\nTürk medeni kanunun 106.maddesi “C” bendine göre; “özgülenen mal ve haklar, vakıf kurucularına ait olmalı ve en azından başlangıç itibariyle, amacı gerçekleştirmeye yetmelidir.
\r\nÖzgülenen mal varlığı, nakit ise paranın vakıf adına, bir devlet bankasına yatırılarak, bloke edilmesi ve dekontunun, vakfın tescilini yapan mahkemeye ibraz edilmesi gerekir. Ya da değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine, Vakıf adına tescili sağlanması gerekmektedir.
\r\n Vakfın kurulması ile özgülenen mal ve haklar, kurucu üyelerin üzerine geçer. Kurucu üyeler, bu mal varlığını ve haklarını bir daha başkalarına devredemezler. Vakfın malları, kendi şahsi özel mülkleri gibi telakki edilir.”
\r\nAbdulhamithan Camii Derneği, kapatılırken mal varlığı mahkeme kararıyla tespit edilmiş midir? Edilmişse ne kadardır?
\r\nDERNEĞİN MAL VARLIĞI SADECE “YÜZ BİN” LİRA MI?
\r\nDerneğin yerine kurulan Vakfın, mal varlığı, kurucu üyeler tarafından, 2010 yılında 100.000 TL gösterilmiştir. Bu meblağ Cami’nin, gerçek mal varlığını yansıtmamaktadır. Sembolik bir değer biçilmiş olduğu görülmektedir. Bunu kim, niçin düşük tutmuştur?
\r\nVAKFI KURANLAR KENDİ CEPLERİNDEN NE KOYDULAR?
\r\nVakıf kurucularının, şahsi sermayelerini bağışlayarak değil, caminin parasını ve gayrimenkul mal varlığını kullanarak, özel ve tüzel kişiliği olan bir vakıf kurdukları gözlemlenmektedir.
\r\nVakıflar kanununa göre; Abdulhamithan Cami Vakfının kurucuları,vakfın amacını gerçekleştirmek için sermaye olarak kendi ceplerinden kaç para özgülemişlerdir?
\r\nBu parayı devlet bankasına yatırmışlar ve taahhüt ederek, bloke etmişler midir?
\r\nBu para, vakfın ilgili kayıtlarına tescil edilmiş midir?
\r\nVakfın kurucu üyeleri, yatırdıkları paraları belgelendirebilirler mi?\r\n\r\n
\r\nABDULHAMİTHAN CAMİİ DERNEĞİ’NİN FESHİ HUKUKİ Mİ?
\r\nAbdulhamithan Camii Derneği feshedilirken; Medeni Kanun,87,88,89.maddeleri, Dernekler Kanunu ve yönetmeliğinde belirtilen esaslara uyulmuş mudur?
\r\nDernekler Kanunu’nun, 15. maddesine göre; kapatılan derneğin, mal varlığını, ne şekilde tasfiye edeceği, kendi tüzüğünde açıkça yazılmış olmalıdır.
\r\nDernek genel kurulu, mal varlığını, kendi tüzüğünde belirtilen yere usulüne göre devretmiş midir?
\r\nBir dernek, aynı ismi muhafaza ederek, bir vakfa dönüştürülebilir mi? Şayet; dönüştürülürse, derneğin üyelerinin ve mal varlığının durumu ne olur?
\r\nMedeni kanunun 106.maddesinin, “C” bendine göre; “vakfın kurulmasıyla, özgülenen mal ve haklar, vakıf tüzel kişiliğine geçer” denmektedir.
\r\nBuna göre; Abdulhamithan Cami’nin mal varlığı, vakfın tüzel kişiliğine, kurucu üyelerinin emrine ve kullanımına geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.
\r\nAbdulhamithan Camii Derenğinin kapatılması hukuki zeminde olmadığı gözlemlenmektedir.
\r\nDERNEĞİN MAL VARLIĞI VAKFA DEVREDİLEBİLİR Mİ?
\r\nMevzuatta ise Dernekler Kanunu,15.mad.göre “kapatılan bir derneğin mal varlığı, başka bir vakfa devredilemez” hükmü yer almaktadır. Şu halde:Abdulhamithan Cami’nin, mal varlığı, usulsüz ve hukuksuz olarak devredilmiş durumda gözükmektedir.
\r\nAbdülhamithan Camii Derneği’nin, kapanma kararını, dernek genel kurulu mu vermiştir?
\r\nŞayet; dernek genel kurulu, böyle bir karar almadıysa, derneğin feshine ve mallarının devrine, mahkeme karar verdiyse, derneğin mal varlığı, derneğin amacına en yakın olan ve kapatıldığı tarihte, en fazla üyeye sahip olan başka bir derneğe devretmesi gerekirken, yeni kurulan bir vakfa neden ve nasıl devredilmiştir?
\r\nDERNEKLE VAKIF ARASINDA NE FARK VAR?
\r\nAbdulhamithan Camii Yaptırma Ve Yaşatma Derneği, Yardım toplamada, harcamada ve Cami inşaatını yaptırmada görevini sürdürürken, yeni bir vakıf kurmaya neden ihtiyaç duyulmuştur? Dernekle vakıf arasındaki fark nedir?
\r\nCami Derneği, ticari bir faaliyetten çok hizmet üretir. Fakat vakıf ise; 4721 sayılı medeni kanunun 101.mad.göre, gerçek veya tüzel kişilerin mal ve haklarını ifade eder. Onların belirlediği amaçlar doğrultusunda sermayeyi kullanan tüzel kişiliklerdir.
\r\n Dolayısıyla derneklerin, ticari faaliyetleri kısıtlı ve sınırlı iken, vakıfların ise kuruluşu ve işleyişi, ticari şirketlerle benzerlik ve paralellik arz etmektedir.
\r\nBu nedenle Abdulhamithan Cami Vakfı’nın, kuruluş amaçlarına bakıldığı zaman, hizmetten ziyade, ticari anlayış merkezli bir örgütlenme olduğu anlaşılmaktadır.
\r\nŞöyle ki;
\r\n Bu vakfın, kuruluş amaçları içerisinde; iktisadi-ekonomik teşekküller ve tesisler kurmak, işletmek, hisse senedi almak ve satmak, vakfın ticari gelirlerini artırmak için iktisadi işletmeler ve çok amaçlı şirketler kurmak, kurulmuş olan şirketlere ortak olmak, sosyal tesisiler yapmak, konut-inşaat yapmak ve kiralamak, katlı otopark yapmak ve işletmek, cami altındaki ve müştemilatındaki dükkânları kiraya vermek, cenaze arabası ve ambulans almak ve bunları işletmek, eserleri basmak ve yayınlamak, konferansların masraflarını karşılamak gibi sayısız ticari faaliyet göstermeyi amaç edindiği görülmektedir.
\r\nSONUÇTA;
\r\nBütün bunlardan, sivil toplum kuruluşları ve Kahramanmaraş halkı şu sonuçları çıkarmaktadır. Sorgulamakta ve cevap aramaktadır.
\r\n1-Abdulhamithan Cami Derneği, hukuka uygun kapatılmamış, yine derneğin külliyetli mal varlığı ise onun yerine kurulan vakfa, hukuka uygun bir şekilde devredilmemiş olduğunu düşünmektedir.
\r\n2-Vakıf kurucuları; vakfın kuruluşunda, vakfa özgülenen mal varlığına, kendi ceplerinden, şahsi bir katkıları olmadan, trilyonluk vakıf sahibi oldukları ve ölünceye kadar da bu vakıf sermayesinin, her türlü kullanım hakkına, hukuksuz olarak sahip oldukları görülmektedir.
\r\n3-Vakıf Kurucuları, kuruluş senedinde, derneğin mal varlığını, 100.000TL olarak göstermiş oldukları anlaşılmaktadır. Bu kıymet, Abdulahmithan Cami’nin gerçek değeri değildir. Bu fiyatı kim nasıl tespit etmiştir? Caminin mal varlığı, niçin düşük tutulmuştur? Ne maksatla?
\r\n4-Vakfın amaçları belirlenirken, Abdülhamithan Camii ve müştemilatının bir ticari rant alanı olarak planlanması dikkat çekmektedir. Milletin paralarıyla yapılan Cami’nin, vakıf adı altında özel ve tüzel bir ticari şirket gibi çalıştırıldığı algısı, toplumu rahatsız etmektedir.
\r\n5-Yerini devletin, parasını milletin verdiği bir Cami’nin, “tüzel bir ticari vakıf” kuruluşu eliyle işletildiği anlaşılmaktadır.
\r\nBu durum, vakfın kurucuları ve ebedi yöneticileri için haksız, hukuksuz bir sermaye ve ticari faaliyet olarak değerlendirilmektedir. Bu ise halkımızda kutsal değerleri temsil edenlere karşı güven duygusunu zedelemektedir.
\r\n6-Madem ki Cami Derneği kapatılarak, vakfa dönüştürülecekti; Neden Diyanet Vakfı değil de bir başka vakfa devredildi? Diyanet Vakfı, şu anki devredilen Abdulhamit Han Camii Vakfı'ndan daha mı güçsüz bir vakıftır?
\r\nTürkiye’nin her yerinde, hayırseverlerin yaptırdığı camiler, Diyanet İşleri Başkanlığına ya da Diyanet Vakfı yönetimine verilirken, Abdulhamithan Camii, niçin özel bir vakfa verilmiştir?
\r\n7-Toplanan paraların, her zaman müftülük emriyle, Caminin adına toplandığı, halkımız tarafından bilinmektedir. Müftülük bunca yıl, özel-tüzel bir vakıf için mi para topladı?
\r\nK.Maraş Müftülüğü, aynı şekilde başka vakıflara da para toplayıp vermiş midir?
\r\nAbdulhamithan Camii Vakfı, özel bir vakıf olduğu halde, kendi öz kaynaklarıyla hizmetleri yürütmesi gerekirken, sürekli müftülük kanalıyla halktan yardım toplamış, kendi mütevelli heyetinin katkılarını bu konuda değerlendirmemiş olduğu görülmektedir.\r\n\r\nCamilerde, Cuma günleri ve bayram namazlarında, para toplama duyurularında, hiçbir zaman malum vakıf adı geçmediği, toplanan paraların sadece tutanakla yapıldığı, adı geçen vakfın da makbuzunun kesilmediği halkımız tarafından bilinmektedir.\r\n\r\nMakbuzsuz toplanan paralar hukuksuzdur. Paralar, hangi güvenli yöntemle toplanarak, adı geçen vakfa harcanmıştır, halkımız sorgulamaktadır. Toplanan paraların meblağı ne kadardır, kayıtları nerededir?\r\n\r\n8-Saçaklızade vakfı ile Abdülhamit Han Camii Vakfı arasındaki yönetim ilişkisi nedir? İkisinin de yönetim kurulu üyeleri içinde aynı kişilerin olduğu görülmektedir. \r\n\r\n9-Kahramanmaraş valiliği ve müftülüğü, idari gücünü, insiyatif ve yetkisini kullanarak, ancak 21 yılda yaptırabildiği, şehrimizin sembolü ve iftiharı olan Abdulhamithan Camii üzerindeki, tartışmaları sonlandırması için gereken girişimleri yapması gerekmektedir.
\r\nCumhuriyet savcılarımızın da söz konusu hukuksuz durumları incelemesi, kafalardaki soru işaretlerini gidermesi ve halkımızın ma’şeri vicdanının rahatlatılması isabetli olacaktır.
\r\n10-Abdulhamithan Cami, milletimizin ve hayırsever işadamlarımızın parasıyla yapılmış, devlet adamlarımızın da ciddi destekleriyle tamamlanmıştır.
\r\n Milletin malı yine milletimizin devletine yani Diyanet Vakfına Devredilmelidir.
\r\n Ya da Kahramanmaraş müftülüğü yönetimine bırakılmalıdır.
\r\n Böylece K.Maraş Müftülüğü,halkın parasıyla yapılmış olan Camiye sahip çıkmış ve daha da “güçlenmiş” olacaktır. Müftülük, kendi yaptırdığı camiyi yine kendisi yönetmiş olacaktır.
\r\nVakıf adı altında, tüzel kişiliği olan, ticari bir şirket gibi işletilmesine ve rant alanı olarak kullanılmasına izin verilmemiş olacaktır. Böylece kutlu mabet, kutsal kalacaktır.\r\n










